Galatasaray'ın tavandan tabana düştüğü maçtır bu maç. Elbette Galatasaray her maç Olympiakos maçı gibi bir performans sergileyemeyecekti. O maç, Galatasaray'ın yapabileceklerinin mesajını verdiği maçtı. Önemli olan, o maçtaki kadar olağanüstü oynamayarak da olsa futbol bakımından belli bir istikrarı yakalayabilmekti, Eskişehir maçı da bu açıdan Galatasaray için önemli bir sınavdı. Galatasaray sınavı geçemedi, bir deplasman maçının üzerine daha çizik attı. Maçın kaybedilmesinin, yeterli futbolun sahaya yansıtılamamasının, gerekli direncin gösterilememesinin üzerine konuşmak gerekir.Yeterli mücadelenin ortaya konmamasından yakınıyor bir kesim ve bunu da yalnızca sahadaki 11 futbolcunun üzerine yıkıyor. Oysaki sorgulanması gereken başka merciler de var. Takımın kondisyonunun yetersiz olmasından dolayı teknik ekip ve kondisyonerler, bu kadar yıldız futbolcuyu takıma transfer eden ancak mücadele gücü yüksek oyunculara yaz döneminde hiç yönelmeyen yönetim, Mehmet Topal, Barış, Uğur gibi mücadele gücü çok yüksek futbolcuları bir türlü iyileştiremeyen sağlık kurulu da sorgulanmalı. Oyuncular ruhsuz, mücadele etmiyorlar kardeşim, nerede o eski Galatasaray ruhu demek işin en kolay tarafı. Durum sadece ruh, motivasyon, hırs gibi nedenlerden kaynaklanmıyor; işin teknik, sağlık ve yönetim tarafı da var.
Mağlubiyeti sadece Skibbe'nin üzerine yıkan bir topluluk da mevcut. Maçla ilgili 5-10 köşe yazısı okudum gazetelerde. Skibbe odaklı cümlelerin hepsi hemen hemen aynı. Bir; bu takım Trabzon ve Olympiakos maçlarında çift ön libero ve tek forvetle oynayarak kazandı, şimdi neden çift forvete dönüyorsun. İki; Kewell-M.Güven değişikliği tam bir antrenör skandalıdır, maçın kaybedilmesinin sebebi de budur. Amiyane tabirle, ikisi de bana göre saçmalık. Trabzon ve Olympiakos maçlarında çift ön libero, tek forvetle kazanmışmışız da niye Eskişehir maçında çift forvete dönüyormuşuz. Yahu, sistem aynı sistem, ya maçı başka bir yerinizle izliyorsunuz, ya da biz bazı şeyleri idrak edemiyoruz. Galatasaray yine çift ön libero, yine tek forvet oynadı. Tek değişiklik; Lincoln'ün yerine Nonda'nın oynaması, o da zorunluluktan. Ama Lincoln'ü asıp kesenlere, sürekli çemkirenlere bir mesaj olmuştur umarım bu maç. Lincoln'ün ne denli önemli bir oyuncu olduğunun ve takımda alternatifinin bulunmadığını idrak etmek gerekir. Lincoln oynasaydı da Galatasaray bu maçı kazanamayabilirdi, zira Lincoln'ün deplasman maçlarındaki performansları çok da iç açıcı değil ve Eskişehir maçı da Lincoln'ün ezilmeye müsait olduğu bir maçtı. Ancak; Lincoln bu sistemdeki kilit adamlardan biri. Sene başından beri oynadığı oyuna yapılan eleştirilere, Alex'e yapılan eleştirilere karşılık olarak verilen istatistiklerle cevap vereyim: Oynadığı maç sayısı 12, attığı gol sayısı 4, yaptığı asist sayısı 10... İki; Kewell-M.Güven değişikliği. Bu değişiklik maç 2-2 olduktan sonra geldi. Tabii, herkes Skibbe'nin bu değişiklikle ne amaçladığını ne yapmak istediğini anlamadı. Bana göre de bu değişiklik yanlış ama dikkat çeken nokta, Kewell'ın son maçlarda sürekli 65-75.dakikalar arasında oyundan alınması. İyi, kötü oynamasıyla alakalı bir şey olduğunu da sanmıyorum, zira oynadığı oyun üst seviyede. Başka bir sorun var, bu belli. Vatan Gazetesi'nin Kewell'la ilgili yaptığı haberle de alakalı bir şey olabilir bu, bilemiyorum. Madem böyle bir durum var, maç da 2-2, Galatasaray da kazanmak için oynamak zorunda. O zaman al yerine Yaser'i, oynasın. Ama, bu değişikliği yenilginin sebebi göstermek de çok abes kaçıyor. İnsanların M.Güven'e karşı feci bir ön yargısı var, haklılar, benim de var ama şu maç oynadığı 20 dakikada Galatasaray'daki en iyi oyunlardan birini çıkardı. Sakin bir kafayla izleyin oynadığı dakikaları. İyi oynadığını, güzel ara paslarla Baros'u pozisyonları soktuğunu, yenilginin sebeplerinden biri olmadığını göreceksiniz. Skibbe'nin hatalı olduğu, çözemediği sorun; önceki paragrafta belirttiğimiz kondisyon sorunu. Sezon öncesi Galatasaray iyi çalışmadı, şimdi bunun ceremesi çekiliyor. Galatasaray'ın sorunu tek forvet çift forvetten önce, budur...
0 yorum:
Yorum Gönder