Galatasaray, uzun bir aradan sonra Avrupa'da karşılaştığı ciddi bir rakibini, futbol olarak böylesine ezdi. En son ne zaman Galatasaray Avrupa'da ciddi bir maçta çok iyi futbol oynadı diye sorsanız, sanırım cevap veremem, zira hatırlamıyorum. Ama bugün, Olympiakos gibi Avrupa Kupaları'nda her daim boy gösteren, az çok belli bir başarısı ve iyi bir kadrosu olan bir takıma karşı top göstermedi Galatasaray. Türkiye Ligi'ndeki bir takım bu kadar mı oynarken keyif verir, bu kadar mı harika resital sunar... Orta sahada kurulan üçgenler, kanat akınları, hücum varyasyonları, uzaktan şutlar... Bir de girilen pozisyonlar kaçmasa, Olympiakos tarihinin en ağır yenilgilerinden birine uğrayabilirdi ancak Galatasaray'ın artık karakteristik özelliği haline geldi saç baş yoldurmak...Tabii, tüm bunlar Galatasaray UEFA Kupası'nda final oynar, ligi garanti şampiyon bitirir demek anlamına gelmiyor. Doğruya doğru konuşmak gerekirse, her maçta bu kadar muazzam bir futbol oynayamazsınız. Bu akşamki Galatasaray, karşısında hangi takım olursa olsun oyunu rahatlıkla domine ederdi. Sahadaki futbolcuları, kenar yönetimi, tribünleriyle harika bir ahenk içerisindeydi çünkü... Galatasaray, her maç bu futbolu oynayabilse -ki bu mümkün değil dediğim gibi- şu an gülüp geçilen UEFA Kupası Finali hedefine ulaşabilir. Önemli olan; üç aşağı beş yukarı, bu futbola yakın bir futbol tutturmak. Yani; bugün Olympiakos'u ezen takım, yarın Benfica'dan 2-3 yiyip geri gelmemeli İstanbul'a. Belki biraz daha kötü oynayıp, en azından 1 puanla geri dönmeli...
Lincoln, Kewell, Arda, Meira, Ayhan, Baros, Servet, Emre, Balta, Sabri... Hepsinin bu maçta oynadığı futbol için, satırlarca şeyler yazılabilir ama uzatmak gereksiz. De Sanctis'ten tutun, Baros'una; mükemmel bir takım vardı sahada. Girilen pozisyonların yanında, birçok gol pozisyonu daha bulabilirdi Galatasaray ama, hala son paslarda bazen acemilikler, hatalar yapılıyor. Trabzonspor maçında ortalama üstü bir futbol, bu maçta harika bir resital vardı. İki maçta da Skibbe'nin nasıl bir sistemle sahaya çıktığını da gördük ve bu sistemi eleştirenleri de. Umarım, şu maçtan derslerini alıp, susar o çok bilmiş futbol ulemaları. Umarım duymayız Eskişehir maçı öncesi/sonrası "Galatasaray gibi bir takım bu maça çift forvet çıkmalı bla bla bla" saçmalıklarını. Ama kazanılınca her şeyin doğru, kaybedilince her şeyin yanlış olduğu bir futbol memleketindeyiz. Yarın Skibbe çok akıllaca bir taktikle sahaya çıktı diyen spor yazarı abimiz, pazartesi bir bakmışız ki Skibbe'ye yallah diyor...
0 yorum:
Yorum Gönder